Powered by Joomlamaster.org.uatogether with Joomstudio.com.ua

 

                                                                                                                                                                                          Az (1) Ru (1) En (1)

Friday, 19 October 2018 06:07

Erdoğan'ın Washington-Brunson-Ukrayna Oyunu

Written by
Friday, 19 October 2018 05:50

Diplomaside almadan verilmez

Written by
Thursday, 18 October 2018 08:30

Journalist Khashoggi's disappearance still a mystery

Written by
Tuesday, 16 October 2018 09:57

TURKISH LANGUAGE AND THE NATIVE AMERICANS

Written by
Tuesday, 16 October 2018 09:29

40 maps that explain the Middle East

Written by
Monday, 15 October 2018 03:23

NATO gearing up to flex muscles

Written by
Friday, 12 October 2018 06:33

Dünyada ruh sağlığı hastalıkları artıyor

Written by
Wednesday, 10 October 2018 00:00

How Armenian nationalists attracted Hitler's attention

Written by
Wednesday, 10 October 2018 00:00

Nasimi - poet and thinker

Written by
Tuesday, 09 October 2018 10:04

ICJ starts hearing Iran’s complaint against U.S.

Written by
Tuesday, 09 October 2018 09:36

Efsane olarak konuşulan bir örgüt - Mossad

Written by
Monday, 08 October 2018 05:37

ORTADOĞU STRATEJİK İTTİFAKI KURULUYOR

Written by
Thursday, 04 October 2018 06:46

Türk Dilli Ülkeler işbirliği Günü

Written by
Wednesday, 03 October 2018 06:32

Is the Time over for Iran?

Written by
Monday, 01 October 2018 05:54

“Doğu Akdeniz” denilen bölgeye bir bakalım.

Written by

Hüseyin MÜMTAZ

Şu sıralar her yerde, her şey, her gün hayli vahim ama bu sabah ben vahim bir Kıbrıs sabahına uyandım.
Ama önce “Doğu Akdeniz” denilen bölgeye bir bakalım.
Merkezde Kıbrıs vardır. Kuzeyi Türkiye; doğusu Suriye, İsrail, Lübnan; güneyi Mısır; çepeçevre her tarafında da petrol ve doğal gaz.
Boşuna “batmayan uçak gemisi” madalyası takılmamıştır Kıbrıs’a.
Böyle bir uçak gemisinin, çevresinde yer alan ve yukarıda saydığımız “tarihleri, kültürleri, din ve dilleri; dolayısı ile “çıkarları tamamen farklı” bütün bu ülkelerle aynı anda “dost olması” mümkün değildir. “Düşman olması”nı da zaten o ülkeler kabul etmez.
(Dikkat ederseniz adı geçen “çevre ülkeler” arasında Yunanistan yoktur. “Ama Rum nüfus var” saçmalığının arkasına da sığınmayın. O mazeret makul bir neden olarak görülüyor ise Türkiye’nin, burnunun dibindeki Türk nüfusun haklarını koruması neden acayip karşılanıyor?)
Onun için, Afrodit kıyılarında denize girdiğinden yahut Shakespeare “Othello Kalesi”ni yazdığından bu yana başı dertten bir türlü kurtulamamıştır Kıbrıs’ın.
Şimdi sıkı durun. Aşağıya sıralayacağımız olay/haberlerin hepsi sadece son 18 saatte vukubulmuştur.
1. ABD Donanması, USS Harry Truman uçak gemisi ve ona eşlik eden taarruz grubunun Akdeniz’de 6. Filo’nun faaliyet ettiği bölgede operasyon başlattığını açıkladı.
Operasyonun, “NATO müttefiklerine, Avrupa ve Afrika partner ülkelerine, koalisyon partnerlerine destek ve ABD’nin Avrupa ve Afrika’daki ulusal güvenlik çıkarlarını sürdürmek için” gerçekleştirildiği belirtildi.
6’ıncı Filo Komutanı Bayan Koramiral Lisa Franchetti, USS Harry Truman uçak gemisinin Akdeniz’de bulunduğu süre boyunca tüm yelpazedeki deniz operasyonlarını gerçekleştirmeyi planladıklarını söyledi.
Dikkat ettiniz mi? “Operasyon”; hem NATO müttefiklerine hem Avrupa ve Afrika’daki partner ülkelere, hem koalisyon partnerlerine destek hem de ve en önemlisi ABD’nin, Avrupa ve Afrika’daki ulusal güvenlik çıkarlarını sürdürmek için gerçekleştiriliyormuş.
Hepsini bir yana bırakın, “ABD’nin Avrupa ve Afrika’daki ulusal güvenlik çıkarına” işaret koyun.
Amerika, “ulusal güvenlik çıkarlarını” sınırlarından tam 11.000 kilometre uzakta korumaya kalkmaktadır.
Bu, saçmalığın daniskasıdır.
2. Hristiyan Ortodoks Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Müslüman Mısır arasında denizaltında boru hattı ile doğalgaz taşınma anlaşması imzalandı.
Rum Enerji Bakanı Yorgos Lakkotripis ile Mısır Petrol Bakanı Tarek El Molla’nın imzaladığı anlaşmaya göre; Rum yönetiminin tek taraflı olarak ilan ettiği Münhasır Ekonomik Bölgesi’nde bulunan Afrodit 12’inci parseldeki doğalgaz, denizaltından boru hattı ile Mısır’daki doğalgaz sıvılaştırma terminaline taşınacak. Güney Kıbrıs’ta düzenlenen imza törenine Avrupa Komisyonu Enerji Genel Müdürlüğü Temsilcisi Anne-Charlotte Bournoville de hazır bulundu.
3. Beşar Esad güçlerinin füzeyle Rus savaş uçağını vurması üzerine, Rusya Suriye’nin Doğu Akdeniz kıyılarını hava ve deniz trafiğine kapattı. Suriye rejim güçlerinin fırlattığı füzeyle vurulan uçak için İsrail’i suçlayan Rusya, Akdeniz kıyısında yeni hamlelere girişti. Moskova yönetimi, Suriye kıyılarındaki hava ve deniz trafiğini durdurdu.
Kıbrıs medyasının haberini sayfalarına taşıyan İsrail’in Haaretz gazetesi, Rusya’nın adımını İsrailli yetkililere de doğrulattı. Buna göre, bugünden başlayarak önümüzdeki hafta Çarşamba’ya kadar bölgede hiçbir uçak ve gemi hareketliliği olmayacak.
4. Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez;
“a. Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin onay vermediği hiçbir projenin oldubittiye getirilmesine izin vermeyeceğiz, KKTC’nin adil ve eşit pay almadığı bir sisteme geçit vermeyeceğiz; b. Biz hep şunu dedik. Petrol varsa bulacağız. Daha fazla arama ve sondaj yapacağız. Buradan hareketle hidrokarbon arama ve üretiminin artırılması için son dönemde önemli adımlar attık; c. Fatih, önümüzdeki birkaç ay içerisinde ilk sondajını gerçekleştirmek için Akdeniz’de göreve başlayacak. İkinci sondaj gemimizin alımı için de çalışmalara başladık” dedi.
Buyurun, buradan yakın.
Yakarken de;
Fransa’nın Rum Kesimi tarafına askeri üs kurma hazırlıklarını, bu üste her türlü müdahaleye hazır halde bir askeri donanma yerleştirmesini…
…ve yine Rum kesiminde; a. Çıkarılacak doğalgaza el koymak için, b. Akdeniz’deki enerji güzergâhlarını kontrol etmek için; c. Müslüman dünyasına yönelik siyasi ve askeri kuşatmayı daha da güçlendirmek için İsrail, İngiltere, Fransa ve Yunanistan arasında bir askeri ittifak kurulmasını da dikkatlice bir kenara not edin…
Bu gerçekleri düşünerek yatarsak bakalım yarın nasıl saçma bir sabaha uyanacağız!

20 Eylül 2018

https://www.turkishnews.com/tr/content/2018/09/20/vahim-bir-kibris-sabahi-huseyin-mumtaz/

 

 

 

 

 

Friday, 28 September 2018 06:05

Rumların garantörlük aldatmacası

Written by

Rum lider Anastasiadis’in “dünya üzerinde Kıbrıs’tan başka hiçbir yerde bağımsız bir devletin garantörleri yok” ile “21. Yüzyılda artık garantörlük yok” cümlesinin -derinlemesine araştırma yaptıkça- yalan ve Kıbrıslı Türkler ile BM’yi aldatmaya yönelik olduğu bir bir ortaya çıkıyor.

Anastasiadis’in tek bir hedefi var. Kıbrıs adasını önce Rum egemenliği altına sokmak sonra da Yunanistan ile birleştirmek olan Yunanlıların ve Rumların iki asırlık hayalleri “Megali İdea”yı, yani “Büyük Ülkü”yü gerçekleştirmek.

Bunun tek bir yolu var. O da önce;

a) Türkiye’nin 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası EK I, İttifak ve Garanti Antlaşması içeriğince uluslararası hukuka göre Kıbrıs Cumhuriyeti’nin garantörlüğünün kaldırılması,

b) EK I, Madde 4’e göre adada bulunan “Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri”nin adayı terke zorlanması,

c) İttifak Anlaşmasına göre Türk Silahlı Kuvvetlerine ait 650 Kişilik Türk Alayı’nın adadan ayrılması,

d) Türkiye ile Kıbrıs adası ile yasal bağının koparılması,

e) Kıbrıs adasının yönetiminin, Rumların nüfus yapısına dayalı olarak çoğunluk iddiası ile ele geçirilmesi ve Kıbrıslı Türklerinin “Kurucu ortak” statüsünden, 1960 Anayasasında yer “Ermeni, Maronit ve Latinler” benzeri azınlık statüsüne indirgenmesi,

f) Adadaki Türk egemenliğine, varlığına ve kurucu ortaklığına son verdikten sonra Temsilciler Meclisinde 1964 yılında mevcut Kıbrıs Cumhuriyetine el koymak amaçlı, sadece Rum Milletvekillerinin oyları ile kabul edilen “Doctrine of necessity”, yani “Gereklilik doktrini” benzeri bir uygulama ile sadece Rum milletvekillerinin oyları ile 17 Temmuz 1974 tarihinde darbecilerin Cumhurbaşkanı Nikos Sampson’un yaptığı gibi “Kıbrıs Helen Cumhuriyeti”nin ilan edilmesi,

g) Son aşama olarak da “Kıbrıs Helen Cumhuriyeti”nin Yunanistan ile birleştiğini ilan ederek asırlık özlem olan “Enosis”i gerçekleştirmek.

 

Bunun için Rum lider Anastasiadis, Rumların Cumhurbaşkanı olmasının verdiği siyasi forsu kullanarak, bizleri ve Kıbrıs konusunun çözümü ile ilgili tarafları, hedefinin ilk adımı olarak “Türkiye’nin Garantörlüğü”nün kaldırılması yönünde kandırmaya ve ikna etmeye çalışmakta. Ama her ağzını açtığında da biraz daha yalancılığı ve sahtekarlığı ortaya çıkıyor.

Mesela, “Dünya üzerinde başka ülkelerin garantörleri yok” diyordu ya, araştırmalarım sonucu Almanya’nın, Japonya’nın ve Suriye’nin garantörlerinin olduğunun gerçeğine ilaveten şimdi de Avusturya’nın da garantörleri olduğu çıktı ortaya.

1959 yılının Şubat ayında önce Zürih’te sonra da Londra’da yapılan Kıbrıs Konferansında, kurulacak olan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin garantörlerinin Türkiye, Yunanistan ve İngiltere olmasının mantığının Avusturya örneğinden alındığı gerçeğini tüm taraflar unutmuşa benziyor.

İlgili arkadaşlar, akademisyenler ve araştırmacılar Zürih Konferansı tutanaklarına göz atarlarsa, Zürih’te taraflarca Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasına konması kabul edilen EK I.

“Garanti ve İttifak Antlaşması”nın kökeninin Avusturya’nın kuruluş statüsü ve üzerinde mutabakata varılan garantörlük sistemi olduğunu göreceklerdir.

1955 yılında işgal güçleri Avusturya’dan çekilirken, Avusturya’nın tarafsız bir devlet olması ve garantörlerinin de ABD, Fransa, İngiltere ve SSCB olması kabul edilmiş yapılan uluslararası anlaşma ile. Yalancının mumu yatsıya kadar yanıyor maalesef.

O yüzden de Cumhurbaşkanımızın ve müzakere heyetimizin, garantörlük konusunda ortaya çıkan bu gerçekleri dikkate almaları gerekiyor.

Prof. Dr. (İnş. Müh.), Dr. (Ulus. İliş.) Ata ATUN

Akademisyen, Kıbrıs İlim Üniversitesi

KKTC III. Cumhurbaşkanı Politik Danışmanı

e-mail: This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. (Kişisel) , This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. (Akademik)

http://www.ataatun.org

Facebook: AtaAtun1

Thursday, 27 September 2018 08:01

Jews and Muslims can be friends like in Azerbaijan!

Written by
Wednesday, 26 September 2018 08:34

Wojtek: The bear who fought Hitler's Nazis

Written by
Wednesday, 26 September 2018 08:10

Suriye’deki Türk nüfusu ne kadar?

Written by
Wednesday, 26 September 2018 08:04

Fırat’ın Doğusunda kurulmak istenen II. İsrail…

Written by
Friday, 21 September 2018 11:25

New Middle East order quietly constructed

Written by
Wednesday, 19 September 2018 06:05

Jeo-Mezhepsel Yaklaşım Ve İran

Written by
Thursday, 13 September 2018 09:02

Trumpian chaos and Turkish-American relations

Written by
Thursday, 06 September 2018 00:00

Washington, Türkiye’ye Karşı Ortodoksluk Kullanıyor

Written by
Wednesday, 05 September 2018 07:26

Sino-Iranian Energy Relations in light of new sanctions

Written by
Wednesday, 05 September 2018 07:22

Rahip Brunson’ın Mormon Kilisesi üyeleri ile bağlantı

Written by
Thursday, 30 August 2018 02:58

Turkey Looks for Ways Around the U.S. Sanctions on Iran

Written by
Thursday, 30 August 2018 02:56

Türkiye’de kaç ABD vatandaşı tutuklu?..

Written by
Tuesday, 28 August 2018 08:17

A purely "Armenian logic" about the Caspian Convention

Written by
Monday, 27 August 2018 06:31

... Ephtalites - "white Huns" .......

Written by
Friday, 24 August 2018 04:42

The legal status of the Caspian Sea

Written by
Thursday, 23 August 2018 09:29

Hundred days of Pashinyan in power

Written by
Tuesday, 21 August 2018 08:15

Tensions between Ankara and Washington

Written by
Friday, 17 August 2018 00:00

Israeli-Arab Alliance Sounds 'Absolutely Realistic'

Written by
Thursday, 16 August 2018 06:06

Turkey-US relations: From visionary to myopic

Written by
Page 1 of 15

LATEST NEWS